Anonim Şirket ve Limited Şirketlerde Pay Sahiplerinin, Yönetim Kurulu Üyelerinin ve Müdürlerin Şirket Borçlarından Sorumluluğu

ADMD Avukatlık Bürosu
Helin Yıldız

A. Şirket Türleri ve Hissedarların, Direktörlerin ve Yöneticilerin Yükümlülükleri

Türkiye'de, şirket yapısına göre anonim şirketler ve limited şirketler olmak üzere iki yaygın sermaye şirketi türü bulunmaktadır. Bu şirketlerin ortakları, yöneticileri ve müdürlerinin şirket borçları karşısındaki yükümlülükleri detaylı bir şekilde aşağıda ele alınmıştır.

I. Anonim Şirket

 

1. Pay Sahipleri

1.1. Anonim Şirket Pay Sahiplerinin Özel Hukuk Kişilerine/Tüzel Kişilere (Alacaklılara) Karşı Sorumluluğu

13 Ocak 2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 329.maddesine göre, anonim şirket; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından yalnızca kendi malvarlığı ile sorumlu olan bir şirket türü olarak tanımlandıktan sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında pay sahiplerinin yalnızca taahhüt ettikleri sermaye payları oranında ve sadece şirkete karşı sorumlu oldukları belirtilmektedir.

Bu düzenleme ile anonim şirketlerin diğer ticari şirket türlerinden ayrıştığı en önemli özelliklerinden biri, şirket ortaklarının şirket borçlarından kaynaklanan sorumluluğunun, taahhüt edilen sermaye payları ile sınırlanmış olmasıdır. Bunun doğal sonucu olarak, anonim şirket ortaklarının sorumluluğu hem sınırlı hem de yalnızca şirkete karşı olmaktadır.

Dolayısıyla, şirket alacaklılarının işbu şirketten kaynaklanan alacaklarının bulunması ve bu alacağın talep edilmesi halinde, şirketin ayrı bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olması ve borçlarından dolayı malvarlığı ile birinci derecede sorumlu olması sebebiyle şirket ortağına başvurulamayacak ve alacakların tahsili, yalnızca şirketin varlıkları üzerinden gerçekleştirilebilecektir.

1.2. Anonim Şirket Ortaklarının Kamu Borçlarından Sorumluluğu

Aşağıda ayrıntılı bir şekilde ele alınacağı üzere, limited şirket ortakları, şirketin kamu borçlarına karşı sorumlu tutulabilirken; anonim şirket ortakları, şirketin kamu borçları nedeniyle sorumlu tutulamamaktadır. Nitekim bu husus, Türkiye'de bu iki şirket türü arasında hissedarların sorumluluklarına ilişkin yasal düzenlemelerdeki önemli bir farklılığın altını çizmektedir.

2. Yönetim Kurulu

2.1. Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Özel Hukuk Kişilerine/Tüzel Kişilerine Karşı Sorumluluğu

TTK’nın 365. maddesi ile anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil edileceği belirtilmek suretiyle yönetim ve temsil yetkisi yönetim kuruluna bırakılmıştır. Bu düzenlemeyle, anonim şirketin tüzel kişiliğinden kaynaklanan zarar ve borçlar için asıl sorumluluğun şirkete ait olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ise bu bağlamda bir sorumluluğunun olmadığı ifade edilmektedir.

Ancak, işbu durumun istisnasını TTK m.553 oluşturmaktadır. İlgili madde uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin, kanuni ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurları ihlal etmeleri durumunda, şirket alacaklılarına karşı vermiş olduğu zararlarından sorumlu tutulabilmektedirler. Ancak, Yönetim kurulu üyelerinin ortaya çıkan zarardan kusurları ile sorumlu olduklarının ispatı şirket alacaklıları tarafından ispatlanmalıdır aksi takdirde sorumluluk söz konusu olmayacaktır.

Anonim Şirket yönetim kurulu üyeleri için genel kural şirketin borçlarından dolayı işbu yönetim kurulu üyelerine başvurulamaması olmasına karşın, yönetim kurulu üyelerinin Türk Borçlar Kanunu kaynaklı ek taahhütlerle (örneğin: kefalet sözleşmesi) kendini yükümlülük altına sokması halinde istisnai olarak borçlar için bu kişilere başvurulabilme imkanı bulunmaktadır. Bu da, yönetim kurulu üyelerinin ek taahhütlerle alacaklılara karşı bireysel sorumluluk üstlenebileceklerini göstermektedir.

2.2. Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Kamu Borçlarından Sorumluluğu

Türk hukuku kapsamında, yönetim kurulu üyelerinin kamu borçlarına ilişkin sorumluluğu çeşitli yasal çerçevelerde açıkça belirtilmiş ve mali yükümlülüklere uyulmaması durumunda sorumlulukları vurgulanmıştır:

  • Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) Kapsamında Sorumluluk: 21 Temmuz 1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, şirketi yöneten ve temsil eden yönetim kurulu üyeleri, müdürler ve murahhas üyelerin, şirketin zamanında ödenmemiş kamu borçlarından sorumlu olacağı belirtilmiştir. Açıkça görüleceği üzere, anonim şirketin ödenmeyen kamu borçlarından dolayı yönetim kurulunun sorumlu olması yönetim kurulunun temsilci sıfatına bağlanmış olup şirketin idare ve temsil yetkisine sahip yönetim kurulu üyeleri şirketten tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından dolayı sorumlu olmaktadır.
  • Vergi Usul Kanunu (VUK) Kapsamında Sorumluluk: 4 Ocak 1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, vergiyi doğuran olayın üzerinde gerçekleştiği kişi vergi mükellefi iken; verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi ise vergi sorumlusu sıfatını almaktadır. VUK'un 10. maddesi, tüzel kişiler vergi mükellefi veya vergi sorumlusu ise, bu görevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmesi gerektiğini düzenlemektedir. Kanuni temsilcilerin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, vergiler ve ilgili alacaklar, kanuni temsilcilerin şahsi varlıklarından tahsil edilebilmekte olup bu hüküm, Türkiye'de bulunmayan mükelleflerin Türkiye'deki temsilcileri için de geçerlidir.
  • Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510 sayılı Kanun) Kapsamında Sorumluluk: 31 Mayıs 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinin yirminci fıkrası, sigorta primleri ve diğer alacakların belirlenen sürelerde haklı bir sebep olmaksızın ödenmemesi durumunda, şirket yönetim kurulu üyeleri dahil olmak üzere şirketin üst düzey yöneticileri ve kanuni temsilcilerinin, Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını belirtmektedir.

Önemle belirtmek gerekir ki, şirketin yönetim kurulu üyelerinin kamu alacağından kaynaklanan sorumluluğu için öncelikle asıl borçlu olan anonim şirkete başvurulması zorunlu olup söz konusu takibin sonuçsuz kalması ya da sonuçsuz kalacağının anlaşılması halinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmektedir.

II. Limited Şirket

 

1. Pay Sahipleri

1.1. Limited Şirket Ortaklarının Özel Hukuk Kişilerine/Tüzel Kişilerine (Alacaklılarına) Karşı Sorumluluğu

Ortakların şirket borçlarından sınırlı olarak sorumlu olduğunu ifade eden “tek borç ilkesi” limited şirket için de geçerlidir. Konuya ilişkin TTK’nın 602. maddesinde şirketin, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumlu olduğu belirtildikten sonra işbu maddeyi destekler biçimde TTK’nın 573.madddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğu ifade edilmiş işbu yükümlülük ise sadece şirkete karşı olarak düzenlenmiştir.

Buna göre, limited şirket ortaklarının yalnızca şirketin tüzel kişiliğine karşı borcu bulunmakta, şirket alacaklılarına karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Anonim şirketlerden farklı olarak limited şirket ortakları, esas sözleşmede yer verilmesi halinde, taahhüt etmiş oldukları sermaye borcunun yanında ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri de kararlaştırmak suretiyle şirkete karşı işbu borçlardan da sorumlu olabilmektedir. Ancak her hâlükârda bu borçların yalnızca şirkete karşı olan borçlardan ibaret olduğu ve şirket alacaklıları nezdinde herhangi bir hüküm ifade etmeyeceğini de belirtmekte fayda vardır. Zira, şirket alacaklısı konumundakilerin ödenmemiş olan sermaye borcundan ötürü şirket ortağına doğrudan başvurma yetkisi bulunmamaktadır.

Ancak, genel kurala istisnalar bulunmaktadır; eğer şirketin, ortaklarından alacakları varsa veya ortaklar, şirket alacaklılarına karşı ek yükümlülüklerle kendilerine yükümlülük yüklemişse, İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca, anonim şirket hissedarlarına benzer bir şekilde, şirketin şahsi alacaklıları, şirket ortaklarına haciz ihbarnamesi göndererek takip edebilirler. Bu da, şirket ortaklarının belirli koşullar altında, şirket borçlarından dolayı şahsen sorumlu olabileceklerini göstermektedir.

1.2. Limited Şirketler Ortaklarının Kamu Borçlarından Sorumluluğu

Limited şirket ortakları, esas olarak şirkete karşı, kendilerinin taahhüt ettiği sermaye payı kadar ve ana sözleşmede belirlenmişse, ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinden sorumludur. Ancak bu hususun önemli bir istisnasını AATUHK 35. maddesi oluşturmaktadır. Zira, bu madde kapsamında belirlenen koşulların gerçekleşmesi halinde, ortaklar ayrıca kamu alacaklarından da sorumlu tutulabilmektedirler.

AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca, limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından, sermaye payları oranında doğrudan sorumlu olup AATUHK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde takip edilebilmektedirler. Burada vurgulanması gereken kritik nokta, kamu borcunun varlığı durumunda dahi, öncelikle limited şirkete başvurulması gerektiği ve şirket varlıklarından kamu alacağının tahsil edilemeyen kısmı için ortakların kişisel malvarlıklarına, sermaye payları oranında başvurulabilmesidir.

2. Müdürler

2.1. Limited Şirket Müdürlerinin Özel Hukuk Kişilerine/Tüzel Kişilerine Karşı Sorumluluğu

Limited şirketler, müdürler tarafından yönetilen ve temsil edilen hukuki bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda, müdürlerin, kanuni yükümlülüklerini veya ana sözleşmeden doğan görevlerini ihlal etmeleri halinde, ortaya çıkacak olan zararlardan her bir müdür kendi kusur ve ihmali doğrultusunda şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumludur. Dolayısıyla, şirketin özel hukuk kişilere veya tüzel kişilere karşı olan borçlarından dolayı limited şirket müdürlerinin bireysel bir sorumluluğu bulunmamakta olup müdürlerin sorumluluğu, ancak yasal yükümlülüklerini veya ana sözleşmeden kaynaklanan görevlerini ihmalkar bir şekilde yerine getirmeleri durumunda gündeme gelir.

2.2. Limited Şirket Müdürlerinin Kamu Borçlarından Doğan Sorumluğu

Limited şirket müdürleri, şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu borçları nedeniyle herhangi bir sınırlama olmaksızın kişisel mal varlıkları ile sorumludur. Kamu borçlarından kaynaklanan bu sorumluluğa ilişkin hükümler şu şekildedir:

  • Vergi Usul Kanunu (VUK) Kapsamında Sorumluluk: VUK, tüzel kişilerin vergi ile ilgili ödevlerini kanuni temsilcileri aracılığıyla yerine getirmesini öngörmektedir. Bu temsilcilerin görevlerini yerine getirmemeleri halinde, limited şirket malvarlığından tahsil edilmeyen vergi ve buna bağlı alacaklar müdürlerden alınacaktır. Ancak limited şirket müdürünün sorumlu tutulabilmesi için vergi ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesinin kendi kusurundan kaynaklandığının gösterilmesi gerekmektedir.
  • Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) Kapsamında Sorumluluk: AATUHK'nın mükerrer 35. maddesi, şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının, kanuni temsilci sıfatı taşıyan limited şirket müdürlerinin kişisel mal varlıklarından tahsil edileceğini belirtmektedir.
  • Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510 sayılı Kanun) Kapsamında Sorumluluk: 5510 sayılı Kanun uyarınca, sigorta primleri ve diğer alacakların belirlenen sürelerde haklı bir sebep olmaksızın ödenmemesi durumunda, şirket müdürleri bu alacakların tahsilatı sırasında ortaya çıkan kamu borçlarından sorumlu tutulabilmektedir.

Dikkat edilmesi gereken husus, limited şirket yönetim kurulu üyelerinin kamu borçlarından sorumlu tutulabilmesi için ilk olarak asıl borçlu olan şirkete başvurulması zorunluluğudur. Bu işlemlerin sonuçsuz kalması veya sonuçsuz kalmasının beklenmesi halinde, müdürlerin sorumluluğu gündeme gelebilecektir.

B. Anonim Şirket ve Limited Şirket Ortakları ve Yönetim Kurulu Üyelerinin Şirket Alacaklılarına Karşı Sorumluluğunu Doğuran Özellikli Durumlar

Şirket borçlarından dolayı şirket ortağına veya yöneticisine başvurulamayacağı genel prensip olmakla birlikte, bu kuralın mevzuat ve mahkeme içtihatları ile desteklenen bazı istisnaları bulunmaktadır:

  • Kefalet: Yöneticilerin veya hissedarların, şirket sözleşmeleri için bireysel sıfatlarla kişisel kefalet imzalamaları, bu istisnalardan biridir. Bu tür şahsi kefalet sözleşmeleri, alacaklıların, asıl borçlunun yanı sıra şahsi teminat veren kişilerin mal varlıklarına da başvurabilmesini sağlamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun (“TBK”) 603. maddesi, kefalet sözleşmesinin genel hatlarını düzenleyerek kişisel teminat sağlamaya yönelik diğer sözleşmelere de uygulanabileceğini belirtmektedir. Bununla birlikte, şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı kalmayı gerektiren kefalet sözleşmesi TBK'nın 583. maddesinde belirtildiği üzere kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi belirtilerek yazılı şekilde yapılmadıkça geçersiz olup özellikle aynı kanunun 584. maddesi, belirli koşullarda eşin rızası ihtiyacını muaf tutarak bu sözleşmeleri alacak tahsilinde kişisel sorumluluk için önemli bir dayanak haline getirmektedir.
  • Ek Güvenceler ve Teminatlar: Şirket borçları için borçluya kişisel çek veya senet gibi ek güvenceler sağlanması veya kişisel bir taahhüdün desteklenmesi amacıyla bir aval verilmesi, hissedarlar veya yöneticilerin sorumluluğunu doğuran önemli istisnalardan biridir. TTK’nın 700-702. maddelerinde kambiyo senetlerine özgü bir teminat aracı olarak hüküm altına alınan avalin geçerliliği için belirli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.
  • Sermaye Eksikliği veya Şirket Fonlarının Kişisel Kullanımı: Hissedarın şirketteki ödenmemiş sermayesi, şirket fonlarının çekilmesi gibi durumlar, özel alacaklıların şirket hissedarını veya yöneticisini takip etmesine olanak tanımakta olup konuya ilişkin içtihatlar, kişisel alacaklıların bu tür durumlarda şirkete karşı tazminat davası açabileceğini göstermektedir.
  • Hileli İflas Durumları: Anonim veya limited şirketlerin hissedarlarının, yöneticilerinin veya müdürlerinin hileli iflas durumlarında sorumlu tutulabileceği koşullar bulunmaktadır. Hileli iflas, Türk Ceza Kanunu (TCK), TTK ve iflasla ilgili diğer mevzuatlarla düzenlenmiş olup ilgili kanunlarda iflas sürecinde hileli davranışları önlemeye yönelik hükümler yer almaktadır. Borçlunun mal varlığını gizlemesi, finansal bilgileri yanıltıcı şekilde beyan etmesi, alacaklılarla gizli anlaşmalar yapması ve yasal prosedürleri kötüye kullanması gibi eylemleri içeren hileli iflas halinde, alacaklıların haklarının ihlal edilmesi şeklinde Türkiye'deki mevzuat çerçevesinde ciddi yasal sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tür hileli iflas hallerinin başlıcaları aşağıdaki gibidir:
  • Varlıkların Gizlenmesi: Borçluların, konkordato sürecinde varlıklarını kasıtlı olarak gizlemesi veya devretmesi, alacaklıların alacaklarını tahsil etme noktasında hakları kullanamamaları ile sonuçlanabilmektedir.
  • Finansal Bilgilerin Yanlış Beyan Edilmesi: Mahkemelere veya alacaklılara yanlış veya yanıltıcı mali bilgilerin sunulması, örneğin varlıkların değerinin daha az gösterilmesi, gelir veya giderlerin yanlış beyan edilmesi, adil bir yargılama ve alacak tahsili sürecinin engellenmesine yol açan hileli eylemlerin başında gelmektedir.
  • Alacaklılarla Danışıklı Anlaşma: Borçluların, konkordato sürecinde bazı alacaklılara diğerlerinden farklı muamele yapması sonucunda adil olmayan menfaatler sunduğu durumlar hileli olarak kabul edilmektedir.
  • Yasal Prosedürlerin Kötüye Kullanılması: İflas yasalarıyla ilgili prosedürlerin, alacaklıların haklarını engellemek amacıyla kasıtlı olarak kötüye kullanılması durumunda da işbu duruma sebebiyet veren hissedar veya yöneticilerin hileli davranış nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır.

Türkiye'de hileli iflas faaliyetlerinde bulunmanın sonuçları oldukça önemlidir. Nitekim, hileli iflasın tespiti halinde cezai kovuşturma, para cezası ve hapis cezası gibi sonuçların yanı sıra, şirket hissedarlarının veya yöneticilerinin kişisel varlıklarına yönelik mali yansımaları da beraberinde getirebilmektedir.

Publications